Aaaarrghh-Ruhlar Fisildiyor (full)

Aşağa gitmek

Aaaarrghh-Ruhlar Fisildiyor (full)

Mesaj tarafından Lethe Bir Paz Haz. 08, 2008 8:24 pm

KARA DOĞA

Bir uluma yankılanıyor yüksek koruluklarda
Kar beyazı dağların ötesinde çürüyüp gidiyor
Kirlenmiş kanım yerdeki buzun üstünde
Gölgeler gece çığlıklarıyla toprağın üzerinde geziniyor

Toprağın üzerinde geziniyor...

Dolunay yavaşça gökyüzüne tırmanıp
Ormanı ve karanlık vadiyi izliyor
Sisli gözler parlıyor ve kara gölgeler canlanıyor
Çürümüş eller soğuk mezarımı kazıyor

Soğuk mezarımı kazıyor...

Sakin görünen orman uzanıyor
Mistik bir dansın güzel ezgisi duyuluyor
Ayışığı kefenleri kirlenmiş
Siyah bulutlarla büyülenince

Ağaçlar arasında bir ceset, yalnız bir cenaze
Duyuyor hastalıklı çığlıkları
Acı dolu sözleri yankılanıyor korulukta
Kara doğanın artık insan olmayan bekçilerinin

Gizlenmiş gölgelerin lanetli ruhları
Süzülürler gecenin içinde
Mezardan gelenlerin uğursuz bakışları arasında
Silüetler geri dönerler bin asırlık uykularından uyanınca

Bin asırlık uykularından uyanınca…

Ormandaki boş karanlık sonsuz gibi
Baykuşlar bile huzursuz şimdi
Çanın sesi heryeri doldurunca
Cennetin hiçbir ışığı aydınlatmaz bu ormanı

Bir uluma yankılanıyor yüksek koruluklarda
Kar beyazı dağların ötesinden bir demet ışık geliyor
Ölü bir şafak çöküyor ormanın üzerine
Kara doğa gölgelere çekiliyor...


CENAZE

Ay görününce ağaçların üzerinde
Hatırladım gecenin kulağıma fısıldadığını
Ölümün sesiyle sonsuz yalnızlığını
Geçmişe veda ederken...

Rüzgarın uğultusu eşlik etti
Yaşlı ağaçların umursamayan sessizliğine
Toprak çağırıyordu beni
Kendi cenazem için mezar kazarken...

Yağmur bulutları örttü siyah gökyüzünü
Kurumuş ağaçların arasından
Soğuk damlalar düştü kazdığım çukura
Kendi cenazemde tabutumu sürüklerken...

Rüzgarlar esip dondurdu solan doğayı
Ebedi uykuma yattığım o sonbahar günü
Dökülen sararmış yaprakları gördüm
Kendi cenaze çiçeklerimi koklarken...

Ölüm aldı güneşin sıcaklığını
Mezarımda buzlu rüzgarlar esmeye başladı
Geceyle çöktü soğuk bir hüzün
Kendi cenazemde yas tutarken...

Ölü bedenler canlanıp ağladılar sanki
Soğuk bedenimi toprağa gömerken...

Ay batınca ağaçların üzerinden
Donmuş yıldızların saklandığı gökyüzünü
Hala seyreden gözlerimi gördüm
Kendi cenazemde unutulmuşken...


SİNSİ KARANLIK

Boş mezarlar gece havasını soluyor
Fırtına karanlığı yararken
Ay tepeler üzerinden geçip uzaklaşıyor

Ruhlar fısıldıyor...

Geceyarısını karanlıkta karşılıyorum
Sabahın ilk ışıklarını beklerken
Ama güneş doğmuyor

Ruhlar fısıldıyor...

Kalbime karlar yağıyor
Sonbahar yaprakları çürürken
Ölü bir rüzgar esiyor
Ben sonsuzluğun içinde erirken

Karanlığı hissederdim
Gelip beni sardığında
Artık çürüyen vücudum
Toprakta soğuduğunda

Ayazı hissederdim
Kara bulutlar toplandığında
Soğuk bir yağmur
Mezarımı ıslattığında

Sinsi karanlık...


KARANLIĞIN İLAHİLERİ

Yalnızlık dolanır mezarımın kuytu köşelerinde
Ayışığı dans eder yıldızsız kalmış geceyle
Uyanmaya korkan şafağın soluk derinliklerinde

Bir kış sabahı kar bütün anıları örttüğünde
Bulutlar güneşi gökyüzüne gömdüğünde
Rüzgarlar bile bulamaz huzuru hiçbir yerde

Ölülerin özlediği şafak geri dönmediğinde
Yas tutanlar onların acılarını görmediğinde
Sadece yalnızlık hatırlanır ölümlerin yıldönümlerinde

Hüzün vardır uzak diyarların gecelerinde
Acı dolu çığlıklar yükselir karanlığın içinde
Ama artık geri dönemez ruhlar, hapsolmuşlardır kabirlerinde

Karanlık beni sarıp kefenimi giydirdiğinde
Ölüm örttüğünde üzerimi ipekten peleriniyle
Hüzün ve gözyaşından başka birşey kalmadı geride

Ağlamaklı çığlıkları duydum kendi mezarımda bile
Dışarı çıkmak isteyenler bir yandan toprağı ittirdikçe
Kurtlar bedenlerle ziyafet çekmeye gelince

Kabusların gecelerden taşıp sabahlara girdiğinde
Karanlığın ilahileri saracak seni uyuduğun yerde
Çıkış yolu kalmayacak kötü ruhlar etrafını çevirdiğinde

Bir demet ışık da sana huzur vermeyecek cennette olsan bile...


DERİNLERDE

Zamanla tozlanmış bir tabutta kapalıyım
Zayıf ve yaşlıyım ölü uykumdan uyanırken
Karların altında donmuş bir vücut
Cadıların küllerinde gömülüyüm, derinlerde...

Ruhum yanıyor
Bedenim çürüyor
Bir ruh dolusu cehennem aleviyle
Geleceğim

Görebiliyorum, kapkara bir ışık
Aydınlatıyor lanetlenmiş mezarımı
Küller uçuşuyor, gözlerimi açıyorum
Cadıların küllerinde yanıyorum, derinlerde...

Günbatımını bekliyorum...


KEFEN

Yatıyorum kara kefenime bürünmüş
Uykumda meleklerin ağlayışını duyuyorum
Ay mezarımı aydınlatır mı
Ya da güneş ısıtır mı bilmiyorum

Karanlık kefenin içinde
Kapkara mevsimler geçiyor
Uyanmak istiyorum
Kefenimin içinde son bir defa

Herşey...
Herşey gitti
Herşey kayıp
Ebedi uykumun
Henüz ilk asırlarında


KARANLIK SULAR

Uçurumun sonundaki karanlık sular
Benim tek manzaram onlar
Ve ölü çocukların üzerinde şarkı söylediği
Yosun tutmuş şu karanlık kayalıklar

Geçmişin anıları terk etmişti beni
O karanlık sabaha son defa uyandığımda
Etrafımdaki ruhlar terk etti beni
Veda ettiğimde gümüş renkli aya

Yeni bir gün doğmayacak artık benim için
Ay ışığının elini tutup gölgeleri aydınlatmayacağım
Hiç kimse ağlamayacak benim için
Tek başıma başka bir diyarda hapis olacağım

Uçurumun sonundaki karanlık sular
Artık benim kara toprağım olmalılar...


EBEDİ YALNIZLIK

Bir günbatımında oturmuş
Kurumuş ağaçları seyrediyorum
Hüzün dolu kalbim kararmış
Aysız geceler gibi

Dolanıyorum korularda
Herşeyi unutmak için
Yokolup gitmiş ve
Geri dönmeyecek herşeyi

Umutsuzluk içinde
Ağlar gibiyim
Ebedi yalnızlığımın
Batan son güneşini izlerken...

_________________
Black metal ist krieg!..
avatar
Lethe
Üstad
Üstad

Kadın
Mesaj Sayısı : 553
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 14/08/07

Kullanıcı profilini gör http://arcanusluciferia.yetkin-forum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz